Türkiye'de
Yerel Kültür Ekosistemi
Raporu

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV)Avrupa Birliği desteğiyle hayata geçirdiği Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı kapsamında gerçekleştirdiği bir yıllık saha araştırmasının sonucunda ortaya çıkan 11’inci kültür politikaları raporu Türkiye’de Yerel Kültür Ekosistemi başlığıyla yayımlandı.

Doç. Dr. Ulaş Bayraktar tarafından kaleme alınan rapor, Türkiye’de birbirinden çok farklı aktörleri ve profilleri içinde barındıran kültür ekosisteminin genel bir resmini çizmeyi amaçlıyor. Raporun, yerel yönetimler ve sivil kültür-sanat kuruluşları arasında güçlü bir diyalog ve işbirliği zemini oluşturması, bu sayede yerel kültür politikalarının uzun vadeli bir perspektifle ortaklaşa kurgulanmasını mümkün kılacak bir tartışmayı başlatması hedefleniyor.

“Türkiye’de Yerel Kültür Ekosistemi” başlıklı raporun tamamı buradan okunabilir.

Araştırmanın Arka Planı

Türkiye’de kültür politikalarının kentlerin ve bölgelerin ihtiyaçlarına uygun şekilde, yerel aktörler tarafından şekillendirilmesi, bir ihtiyaç olarak karşımızda duruyor. Oysa Kamu Yönetimi Reformu’yla kaynakların dağıtımı ve yetki aktarımı bağlamında yerelleşmenin ve yerinden yönetimin potansiyelini barındıran belediyeler, diyalog ve işbirliği zemini için gerekli finansal ve yapısal olanaklara hâlâ erişmiş görünmüyor. Kültür-sanat alanında faaliyet yürüten STK’ların kültür politikası oluşturma veya geliştirmeye olan ilgisi oldukça yüksek olmasına rağmen bu süreçlere katılım ve müdahillikleri bir o kadar düşük. Bunun başlıca nedeni, paydaşlar arasındaki diyalog eksikliği ve birlikte çalışma niyetinin gösterilmemesi.

Bu araştırma, Türkiye’de birbirinden farklı aktörleri ve profilleri içinde barındıran kültür ekosisteminin genel bir resmini çizmeyi amaçlıyor. “Katılımcı, kapsayıcı, eşitlikçi, hak temelli bir kültür ekosistemini ortaklaşa kurmak için ne tür eylemlere, mekanizmalara ve girişimlere ihtiyaç var? Kimler kültür politikalarının geliştirilmesinde rol oynuyor? Bu süreçte kısıtlar, fırsatlar, zorluklar neler? Yerelde faaliyet yürüten kültür profesyonellerinin ihtiyaçları neler?” sorularına yanıt arıyor.

Araştırma Bulguları

Araştırma, Türkiye’nin farklı kentlerinde kültür-sanat alanında faaliyet gösteren STK’lar ve yerel yönetimler arasındaki ilişkileri teşhis etmek amacıyla, kültür sektörünün farklı bileşenleriyle nitel ve nicel veri toplama yöntemlerinden faydalanılarak Mart–Ekim 2023 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Bu kapsamda, toplamda 12 şehirde 139 bilgi verenle yarı-yapılandırılmış derinlemesine görüşme, 30 farklı şehirden 157 katılımcıyla odak grup toplantısı, ülke genelinde 406 çevrimiçi anket ve 1.245 katılımcıyla yüz yüze anket yürütüldü.

Araştırmanın tasarımı ve bulguların analizi esnasında kültürel alan bir ekosistem olarak ele alındı ve Milenyum Ekosistem Değerlendirmesi’nde (MED) yer verilen çerçeveden faydalanıldı. Araştırmanın amacı doğrultusunda bu ekosistem içindeki aktörler; kültür-sanat alanında faaliyet gösteren STK’lar, belediyeler ve kent sakinleri olarak belirlendi. Bu üç bileşen; birbirini tanıma ve birbirinden haberdar olma, işbirliği yapma, etkinliklere ve karar alma süreçlerine katılma gibi farklı boyutlarda incelendi. İncelemede demografik ve coğrafi özellikler, sahip olunan kaynaklar gibi farklı belirleyici unsurlar göz önünde bulunduruldu.

Araştırma sonucunda öne çıkan bulgular aşağıdaki gibi özetlenebilir:

  • Ülke genelinde kent sakinlerinin katılımıyla gerçekleştirilen genel kamuoyu anket sonuçlarına göre kent sakinlerinin %59’u, çevrimiçi ankete yanıt veren belediye temsilcilerinin ise %62’si kültür-sanat alanında belediyelerin sağladığı hizmetlere yönelik beklentilerinin yeterince ya da kısmen karşılandığını ifade ediyor. Ancak, STK temsilcilerinde bu oran %18’e düşüyor. Ülke genelinde kentlerin oldukça kapsamlı ve zengin kültürel yaşamları olduğu söylenebilir. Buna rağmen beklentilerin karşılanmasında görülen farklılıkların, kültüre atfedilen anlam ve kültürel etkinlik tarifinde görülen farklılaşmayla tutarlı olduğunu söylemek mümkün. Zira genel kamuoyu anketinde kent sakinlerinin kültüre atfettikleri anlam sorulduğunda “gelenek” ve “görenek” yanıtları öne çıkıyor.
  • Kültürün kapsamı oldukça muğlak; kültür hizmetleri, dinlenme, spor ve din hizmetleriyle bir arada değerlendiriliyor. Bu muğlaklıktan arındırıldığında, belediyeler tarafından kültüre ayrılan bütçe oranları, %1’lere zar zor çıkıyor. Merkezi hükümetin 2023 yılı için kabul edilen yaklaşık 4,5 trilyon liralık genel bütçesinden TC Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ayrılan miktar 16,5 milyar lira, bu da toplam bütçenin binde 3,7’sine tekabül ediyor. TC Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın yayımladığı Mahalli İdareler Konsolide Bütçe giderlerine dair verilere bakıldığında ise 2022 yılı için yerel yönetimlerin bütçelerinin %1,7’sinin kültür hizmetlerine ayrıldığı görülüyor.
  • Çevrimiçi ankete yanıt veren belediye temsilcileri, kültür-sanat etkinlikleri düzenlerken yaşadıkları en büyük sorunu,%61 oranla, finansman bulmak olarak belirtiyor. Aynısoruyu kültür-sanat alanında faaliyet gösteren STK’ların katılımıyla yaptığımız çevrimiçi ankette STK temsilcilerineyönelttiğimizde oran daha da artarak %83’e çıkıyor. Kültürel mekânların nicel, fiziksel ve teknik yetersizliklerinin de diğer bir sorun alanı olarak ön plana çıktığı düşünüldüğünde finansal zorlukların ne denli temel bir mesele olduğu daha net anlaşılıyor.
  • Maddi zorlukların vahametine rağmen STK’ların belediyelerle işbirliği arayışındaki temel motivasyon maddi destek almak değil. Çevrimiçi ankete katılan STK’ların %20’si belediyelerden en büyük beklentilerinin finansman olduğuna işaret ederken %40’ı, yerel kültür politikalarında söz sahibi olma ihtiyacını ilk sıraya taşıyor. Bu söz sahibi olma talebi, demokratikleşme ihtiyacının da önemini vurguluyor.
  • Yerel yönetimlerde kültürel etkinliklerin planlanmasında en etkili aktör belediye başkanları. Çevrimiçi ankete katılan belediye temsilcileri, kültürel etkinliklerin programlanmasında %89 oranla ve kültür politikalarının belirlenmesinde %91 oranla en etkili aktörün belediye başkanları olduğunu belirtiyor.
  • STK temsilcilerinin %73’ü belediyelerle kurulan işbirliklerinde kişisel bağlantıların belirleyici olduğunu belirtiyor. Belediye başkanının merkezinde olduğu yerel kültür yönetiminde belediye kaynaklarıyla desteklenecek etkinliklerin seçimine dair objektif kriterlerin yokluğu, kişi ve kurumlar arasında kaçınılmaz bir eşitsizlik yaratıyor. Belli ilkelere, öncelik ve hedeflere dayanmaksızın öznel tercih ve kararlarla kurgulanan kültürel etkinlikler bir kültür politikasının gelişmesine izin vermiyor. Yönetimdeki kişi ve/veya siyasi anlayışın değişmesiyle kültürel hayat topyekûn değişikliğe uğruyor.
  • Belediyeler, STK’larla işbirliği içinde gerçekleştirdikleri etkinliklerde içeriğin de belirleyicisi oluyor. Bu etkinliklerde belediye logosunun büyüklüğünden hazırlanacak basın bültenlerine kadar tüm görünürlük belediye merkezli hâle geliyor. Fikri, emeği kimin olursa olsun artık söz konusu etkinlik, belediyenin faaliyet raporunda bir sayı ve belki görsele indirgenecek bir kurum etkinliğine dönüşüyor. Bu da belediyeyle işbirliği yapan, ondan destek alanların çoğunun kaçamayacağı bir asimetri yaratıyor. Belediyenin kaynak ve imkânlarıyla kıyaslandığında çok daha tali ve güçsüz bir konumda olan STK’lar bu asimetrik ilişkiden genellikle çıkamıyor.
  • Ülke genelinde yürütülen genel kamuoyu anketinin bulgularına göre kent sakinlerinin %81’i kültürel etkinliklere arzu ettiğinden daha az katılıyor. Ankete katılanların %56’sı bir önceki yıl en az bir kez tarihi mekânları ziyaret etmiş ve %53’ü sinemaya gitmiş. Bu iki örneğin haricinde örneklemin yarısından fazlasının katıldığı başka bir kültürel etkinlik yok. Katılımda görülen düşük oranların en büyük nedeni zamansızlık ve ilgisizlik olarak ortaya çıkıyor. 
  • Kent sakinlerinin yalnızca %9’u, belediye tarafından düzenlenen kültürel etkinliklere arzu ettiği ölçüde katılabiliyor. Katılımda görülen düşük oranların en büyük nedeni zamansızlık ve etkinliklerden zamanında haberdar olamama olarak görünüyor. Buna dair ülke genelinde gerçekleştirilen genel kamuoyu anketinde kent sakinlerine yönelttiğimiz “Yaşadığınız çevrede belediyelerin yürüttüğü kültürel etkinliklerden yeteri kadar haberdar mısınız?” sorusuna ankete yanıt veren katılımcıların %21’i çoğunlukla haberdar olduğunu belirtirken %31’i, hiç haberdar olmadığını söylüyor. Bu düşük oranlara rağmen anketlere katılan belediye temsilcilerinin %90’ı, STK temsilcilerinin ise %69’u etkinliklerinin hedef kitlelerine ulaşabildiğini düşünüyor.
  • Nicel performansa verilen öncelik, demokratik katılım ve müzakere süreçlerinin göz ardı edilmesine neden olabiliyor. Faaliyetlerin niteliği, tutarlılığı ve sürdürülebilirliği gibi boyutlar yeterince önem taşımıyor. Bu nedenle, alanın uzmanı aktörler olan sivil kültür-sanat kuruluşları ve kültür profesyonelleriyle işbirliği yapma niyeti gösterilmiyor; etkili, katılımcı ve sürdürülebilir kültür politikasının gelişmesi de zorlaşıyor.
  • Etnik kimlikler, başta dil olmak üzere kültürel değerler, dini hassasiyetler ve cinsel yönelimler sanatçıya Türkiye’de tanınan özgürlük alanının kırmızı çizgileri ve siyasal sınırları olarak ortaya çıkıyor. Siyasal gerilimin artması, toplumsal kutuplaşmanın keskinleşmesi yerel kültür ekosistemi içinde gelişmesi mümkün işbirliği imkânlarının da politize olmasına neden oluyor. Kültür-sanat profesyonellerinin özgürlükleri güvence altına alınmıyor.

“Türkiye’de Yerel Kültür Ekosistemi” başlıklı rapor için gerçekleştirilen araştırmanın ayrıntıları verilerini buradan inceleyebilirsiniz. 

Duyurular

Yerelde Kültür Politikaları | Ne, Neden, Nasıl?

5 Ekim Perşembe 9:30'da, Marmara Urban Forum'da bir kamu politikası olarak Yerelde Kültür Politikaları'nı konuşuyoruz.

Ortaklaşma için Kültür: Yerel Yaklaşımlar ve Deneyimler

4 Ekim Çarşamba 17:30 – 18:30 saatlerinde Ortaklaşma için Kültür: Yerel Yaklaşımlar ve Deneyimler başlığı altında MARUF'ta buluşuyoruz.

Marmara Urban Forum 4-7 Ekim’de İstanbul’da Düzenleniyor

Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı MARUF23’te “Derin Dalış" ve "Yerel Eylem" formatlarında iki oturum gerçekleştiriyor.