Bu oturumda, kültür ve sanatın kültürel çoğulculuğa katkısı ve farklı gruplar arasında anlayışı engelleyen önyargıların aşılmasındaki rolü ayrıntılı bir şekilde tartışıldı. Kültür ve sanat projelerinin, toplumsal yapıda var olan geleneksel ikiliklerin ötesine geçerek, yeni aidiyet anlayışları ve topluluk biçimleri yaratma potansiyeline sahip olduğu vurgulandı. Oturumda, kültür ve sanatın, toplumsal farklılıkları dönüştürme ve birleştirme gücüne sahip olduğu, bunun da yeni bir toplumsal ortaklık ve etkileşim alanı oluşturma anlamına geldiği üzerinde duruldu.
Katılımcılar, kültürel projelerin sadece sanatsal ifadelere değil, aynı zamanda toplumsal bağları güçlendirmeye yönelik bir araç olarak nasıl şekillendiğine dair fikirlerini paylaştılar. Bu projelerin, farklı kültürel gruplar arasında köprüler kurarak, önyargıları yıkma ve toplumsal uyumu sağlama noktasında nasıl etkin bir rol oynayabileceği tartışıldı. Ayrıca, kültür ve sanatın, toplumsal sınırları aşma ve farklı kimliklerin daha kapsayıcı bir biçimde bir arada yaşaması için yeni fırsatlar sunduğu ele alındı. Oturum boyunca, kültür ve sanatın toplumsal değişim ve entegrasyon süreçlerinde nasıl güçlü bir araç haline gelebileceği konusunda derinlemesine bir anlayış geliştirilmesi hedeflendi.